Gümüşler Manastırı – Niğde

Gümüşler Manastırı

Niğde

Gümüşler Manastırı çok bilinmeyen yapısıyla Niğde ilinin 8 km. kuzeydoğusunda yer almaktadır. Kapadokya bölgesinin eşsiz ve bir o kadar da korunaklı manastır örneği olarak karşımıza çıkan Gümüşler Manastırı içerisinde, üzerine ışık düştüğü zaman gülümseyen Meryem´e dönüşen bir fresk bulunur. Dünya üzerinde tek gülümseyen Meryem olarak bilinen bu ikonagrafik öğenin bölgenin zamanında yeryüzündeki cennet topraklar olarak adlandırılmış güzel atlar diyarı Kapadokya´da yer alması pek de şaşırtıcı değildir açıkçası. Makalenin devamını

Kapadokya´nın Bilinmeyen Yüzü; Niğde

Kapadokya’nın Bilinmeyen Yüzü;

Niğde

Bir süredir ara verdiğimiz gezi yazılarımıza bu sefer de Orta Anadolu´dan devam edelim istiyorum. Öyle ki belki bilinen diğerlerine nazaran başlara alarak biraz olsun iltimas geçeceğimiz bir şehir ile; Güzel Atlar Diyarı Kapadokya´nın pek de bilinmeyen bir kenti Niğde ile üstelik… Benim için gezmek ya da seyahat etmek fiilinin ruhumun derinliklerine ilk tohum atışını, kalbimde ilk filizlenişini sağlayan şehirdir Niğde. Orta Anadolu´da biraz kıyıda, biraz köşede kalmış gibidir esasen; ancak tanısanız öyle seversiniz ki bu şehri, insanının samimiyetini değme dünya şehirlerinde bulamazsınız. Makalenin devamını

Çekya (Çek Cumhuriyeti) – Prag

Orta Avrupa´da Viyana ile başlayan yazılarıma çok sevdiğim Budapeşte ve Bratislava ile devam ettikten sonra Prag üzerine birşeyler kaleme almadan olmazdı diye düşünerek; II. Dünya Savaşı yıllarında pek zarar almamış ve ayakta kalan mimarisiyle sıklıkla kulağını çınlattığımız Çek Cumhuriyeti´nin ve hatta Orta Bohemya´nın incisi nam-ı diğer “Doksanların Sol Bankası” Prag´a bir yolcu selamı verelim. Continue reading “Çekya (Çek Cumhuriyeti) – Prag” »

Slovakya – Bratislava

Slovakya´nın en büyük şehri ve başkenti olan Bratislava biraz da Çekoslovakya´nın bölünürken bıraktığı mirastır bu ülkeye. Zira Çek Cumhuriyeti büyük ağabey Prag´ı alırken, daha geri kalmış ve üvey evlat muamelesi görmüş Bratislava´yı gördüğünüzde, bu öksüz yanını daha iyi kavrarsınız. Yine de Orta Avrupa´nın kendine has kültürü, misafirperver insanları, ki gelirinin büyük kısmını turizmden sağladığı gerçeği de yadsınamaz, küçük ve bakımsız sokaklarına rağmen en yakınındaki şansölye Viyana´dan oldukça olumlu şekilde etkilenmiş olmasına rağmen, yine de özellikle mimarisiyle Prag´a yetişmesi mümkün değildir; ve mütevazi tavırlarıyla da belki de kendisine mentör olarak seçtiği Viyana´ya gelenlerin uğrayıp uğramamakta tereddüt ettiği bir Slav kentidir. Continue reading “Slovakya – Bratislava” »

Buda Gönlüm Sende Peşte

Kardeş ülke Macaristan´ın başkenti Budapeşte, esasen Tuna nehrinin iki yakasındaki Budin ve Peşte şehirlerinin 1873 yılındaki birleşmesiyle oluşmuş. Bu iki başat şehri çift kutuplu kültürüyle öylesine yoğurmuş ki bünyesinde, zıtlıkların her rengini ahenk içerisinde barındırıyor. İlk gördüğünüzde tam bir Avrupa Hanımefendisi dediğiniz şehir, bir başka yerinde sizi şaşırtarak esaslı bir Osmanlı Şehzadesi oluveriyor.

Kimilerine göre dünyanın en romantik şehri, bana göre bu durum “der-i saadet” yani İstanbul varken biraz abartılmış belki ama yine de Citadella´da manzaraya karşı kenti ve içerisinde kıvrım kıvrım akan Tuna´yı seyretmeye günün hiçbir saatinde doyum olmuyor. Avrupa´da içerisinden nehir geçen şehirleri karşılaştırınca sahip olduğu köprüler ile Budapeşte ilk sırada yer alıyor, bunu özellikle geceleri ışıl ışıl ve göz alıcı birer kolyeye benzeyen köprülerin sayıca çokluğunu fark ettiğinizde anlıyorsunuz. Continue reading “Buda Gönlüm Sende Peşte” »